NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Yazılar

TÜRK MİLLETİ’NİN İDAM KARARNAMESİ SEVR ANTLAŞMASI’ YENİDEN YAZILIYOR
2017-04-25



TÜRK MİLLETİ’NİN İDAM KARARNAMESİ SEVR
ANTLAŞMASI’ YENİDEN YAZILIYOR



  Tarihi bir belge olan, Sevr Antlaşması, Türk
tarihinin çok önemli, 23 Nisan 1920’de TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi)’ nin
açılması ile temeli atılan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ise, en önemli ve
temel iki belgesinden birisidir (diğeri de Lozan Barış Antlaşması’dır). 

19.yüzyıl boyunca, Osmanlı İmparatorluğu’na devlet hayatında reformlar yapması için baskı yapan, devletin iç işlerine
karışan emperyalist devletler, Birinci Dünya Savaşı sonrası, Müttefik Devletler
olarak 19-26 Nisan 1920’de İtalya’nın San Remo kentinde bir toplantı
düzenleyerek, dünyanın en büyük ve bir Türk İmparatorluğu olan Osmanlı
İmparatorluğu’nu kendi aralarında paylaşmışlardır. Antlaşma, Osmanlı
İmparatorluğu’na 10 Mayıs 1920’ de bildirilmiştir. Hatta, antlaşmanın Osmanlı
Hükümeti’nin yanında, TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi)Hükümeti tarafından da
imzalanmasını istemişlerdir.

  Osmanlı İmparatorluğu ‘nun başkenti İstanbul
işgal edildiği, Osmanlı Parlamentosu (Meclis-i 
Mebusan) Müttefik Devletler tarafından dağıtıldığı, Padişah tarafından
da hukuken kapatıldığı için, antlaşma Meclis-i 
Mebusan’da onaylanamamıştır. Padişah tarafından kurulan 50 kişilik
Meclis-i Vükela’da tartışılmış, bir kişi hariç katılanlar tarafından kabul
edilmiştir. Antlaşmayı imzalamak için üç kişilik Osmanlı heyeti Paris’e
gönderilmiştir. Bu heyet, 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı
imzalamıştır.

  Osmanlı İmparatorluğu Sevr Antlaşması’nı
kabul etmiştir. Türk Milleti’nin ve Türk ordusunun  Gazi Mustafa Kemal  Atatürk’ün önderliği ve liderliğinde, Türk
İstiklal (Bağımsızlık)Savaşı’nı başlatması ile, Sevr Antlaşması hükümlerinin
uygulanması mümkün olamamıştır.24 Temmuz 1923’ te imzalanan Lozan Barış
Antlaşması ile de Sevr Antlaşması hukuken ortadan kalkmıştır.
Emperyalistlerin,  devletimizin iç
işlerine karışması eylemleri sona ermiştir.

  Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra
Türkiye Cumhuriyeti Devleti de, Osmanlı İmparatorluğu gibi, dış merkezli – İç
destekli propaganda ve psikolojik savaş kıskacına alınmıştır. Milli bir devlet
olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin, federasyon halinde bir devlet
şekline dönüştürülmesi gayretleri, çalışmaları hızlı bir şekilde devam
etmektedir.

  Dış merkezli – iç destekli propaganda ve
psikolojik savaş yapılan konular, geçmişte Sevr Antlaşması, hükümleri ile aynı
konulardır. Devletimizin kurucu idaresinin temeli olan Kuvay-i Milliye’ nin
Sevr Antlaşması konusunda gösterdiği tavır ise, şudur:

  Şark Cephesi Komutanı Kazım Karabekir
Paşa’nın antlaşmanın imzalanmasına karar verenler ve antlaşmayı imzalayanlar
ile ilgili olarak TBMM(Türkiye Büyük Millet Meclisi)’ne gönderdiği telgrafta
şunları söylemektedir;

 ‘’Ankara’da Meclis-i Milli Riyaseti(Milli
Meclis Başkanlığı) na:

‘’Vatansız,
vicdansız üç serserinin, yine kendileri gibi millet ve vatanla alakası olmayan
birkaç kişi namına sulh muahedesini imza ettiklerini ajansta gördük. Mücadele-i
milliyemizde daha büyük bir azim ve imanla devamını tekiden ahdettiğimizi arz
eylerim. İstanbul’da teşekkülünü evvelce duyduğumuz Şüra-ı Saltanat’ta
Türkiye’nin hayatı ve mevcudiyetini söndüren bu zalim muahedenin imza
edilmesine karar ve rey veren esamileri malum eşhasın ve muahedeye vaz’ı imza
edenlerin ihanet-i vataniye ile ittiham olunmasını ve haklarında hükm’ü gıyabi
verilmesini, bu vatansızların isimlerinin her yerde lanetle yad edilmesinin
ilan ve tamim olunmasına arz ve teklif ederim’’

  Teklif, TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi)’nde
görüşülmüş ve 19.08.1920 tarihinde kabul edilmiştir. Sevr Antlaşması’nın kabulü
için yapılan toplantıda, Antlaşma’nın kabulüne olumlu oy veren Saltanat Meclisi
üyeleri ile antlaşmayı imzalayanlar, vatan haini olarak kabul ve ilan
edilmiştir’’. TBMM(Türkiye Büyük Millet Meclisi)Sevr Antlaşmasını kabul
etmemiştir.

  Kurtuluş Savaşının devam ettiği süreçte, Gazi
Mustafa Kemal Atatürk 13 Haziran 1921’de ‘’Sevr Antlaşması Türk Milleti için
öylesine uğursuz bir idam kararnamesidir ki’’ diyerek Sevr Antlaşması’nın Türk
Milleti için bir idam kararnamesi olduğunu belirtmiştir.

  Türk Boyları Konfederasyonu Türk Milletinin
aydınları olarak, aydın olmanın sorumluluğu içinde Sevr Antlaşması’nın
hükümlerinin hatırlanmasını istiyoruz.

  Sevr Antlaşması, sadece dünyanın en büyük
imparatorluklarından biri ve bir Türk İmparatorluğu olan Osmanlı
İmparatorluğu’nun parçalanması, devletin adli, idari, askeri ve ekonomik
bağımsızlığının ortadan kaldırılması değildir. Ön Asya coğrafyasından, Türk
Milleti’nin varlığının dağıtılması, yok edilmesi anlamını taşımaktadır. Sevr
Antlaşması’nın temel felsefesi budur.

  İstiklal Marşı şairimiz M. Akif Ersoy, Sevr
Antlaşması döneminde gelinen o durumu, kısaca, ‘’Allah bu millete bir daha
İstiklal Marşı yazdırmasın’’şeklinde özetlemiştir. Sevr  Antlaşması, Biritanya İmparatorluğu, Fransa,
İtalya, ve Japonya ile müttefik Devletleri oluşturan Ermenistan, Belçika,
Yunanistan, Hicaz(Suudi Arabistan), Polonya, Portekiz Romanya, Sırp – Hırvat –
Sloven Devleti Çek Slovakya devletleriyle Osmanlı İmparatorluğu arasında 10
Ağustos 1920 de imzalanmıştır.

  94.Maddeye göre Suriye, Irak ve Filistin, 98.
Maddeye göre Hicaz, 101. Maddeye göre Mısır, Sudan ve Kıbrıs, 118. Maddeye göre
Fas, Tunus, 121. Maddeye göre Libya ve Ege Denizi üzerindeki Osmanlı
İmparatorluğu toprakları üzerindeki bütün haklarından ve sıfatlarından
vazgeçilmiştir.

 Çok kısa olarak özetlersek antlaşmanın bazı
maddeleri şunlardır:
  

  • Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi, Karadeniz
    Boğazı’nın yönetimi Boğazlar komisyonu tarafından yapılacaktır.
  •    İzmir
    kenti ve bitişik toprakların yönetiminde Yunan Anayasa’sı hükümleri geçerli
    olacaktır.
  •      İzmir
    ili çevresi Yunan Devletine bırakılmaktadır.
  •     Antlaşmanın yürürlüğe girmesinden
    başlayarak iki yıl içinde, Osmanlı Hükümeti soy azınlıklarının orantılı temsil
    ilkesine dayalı bir seçim sistemi kanunu hazırlayarak Müttefik Devletlerin
    onayına sunulacaktır.(145. Madde)
  •    Türk ordusu terhis edilmektedir. Jandarma
    Birlikleri dışında ordu kurulmayacaktır.            
  •   Jandarma Birliklerinin sayısı 50.000
    kişiyi geçmeyecektir.(152,153.madde)
  •     Zorunlu askerlik hizmeti
    kaldırılacaktır.(165.madde)
  •     Türkiye’nin ticarette kullanılmak için bile
    denizaltı yapması ya da sahibi olması yasaklanmıştır.(191.madde)
  •   Ağustos
    1914’de kaldırılan kapitülasyonlar, kapitülasyon uygulamasından doğrudan
    doğruya ya da dolaylı olarak faydalanan Müttefik Devletler yararına yeniden
    uygulamaya konulacaktır.(261.madde)
  •     Müttefik Devletler, Türkiye’de posta
    bürolarını yeniden açmak yetkisine sahip olacaklardır.(262. Madde)
  •    Türkiye’nin karaları, karasuları, Müttefik
    Devletler uçaklarına uçmak ve konmak için kısıtlamasız açılmıştır.(318.madde)
  •    Ermenistan’a Karadeniz’e özgürce çıkış Trabzon
    limanı üzerinden tanınmıştır.(352.madde)
  • Antlaşmanın 62..63..64..maddeleri Kürdistan, 88..89..90..91..92..93..ve 352.inci maddeleri de Ermenistan ile
    ilgilidir.
  •     Ayrıca Devletin maliyesine el konulmakta,
    gelir ve gideri denetim altına alınmaktadır.


Emperyalist devletlerin Türk Devleti ve Türk Milleti hakkındaki emelleri hiçbir zaman
değişmemiştir. Geçmişte Sevr antlaşması neyse günümüzdeki Büyük Ortadoğu
projesi aynı şeydir.

Bir devletin üç unsuru vardır.1. Devletin egemenlik ve bağımsızlığı, 2. Devletin
toprağı(ülkesi), 3. Devletin halkı(milleti)dir.

Türk milletinin büyük çoğunluğu İslamiyete inanır, Müslüman’dır. Devletimize ve
Dinimize sahip çıkmak tek görevimizdir.




Yararlanılan Kaynak: Türk Boyları Konfederasyonu Uyarıyoruz ‘’Türk Milleti’nin İdam
Kararnamesi Sevr Antlaşması’’ Yeniden Yazılıyor ;Araştırmacı Turgut Özbay


Yazarın Tüm Yazıları

Tüm Yazılar
Ziyaretçi Sayısı: 81518
Tasarım AÖN